13.04.2026 TROY GÜNLÜK BÜLTEN
BİR ATEŞKES MASALIYDI, ÇABUK BİTTİ
Küresel piyasalar yeni haftaya yeniden artan jeopolitik stresle başladı. ABD ile İran arasında yürütülen görüşmelerden sonuç çıkmaması ve ardından Hürmüz Boğazı ile İran limanlarına yönelik abluka adımlarının devreye girmesi, kısa süreli ateşkes iyimserliğini çok hızlı biçimde dağıttı. Piyasa şimdi yeniden en kötü senaryoyu fiyatlamaya dönüyor. İlk tepki yine tanıdık oldu. Dolar güçlendi, petrol yeniden yükseldi. Ancak kıymetliler cephesinde tablo daha dikkat çekici. Çünkü jeopolitik risk yükselmesine rağmen altın hala bundan güçlü bir destek üretemiyor ve her biri kendi dinamiğiyle ayrışıyor. Erken saatler altın 4.731 $ ile % 0,31 ekside, gümüş 74,59 $ ile % 1,64 aşağıda. Buna karşılık platin 2.049 $ ile % 0,19, paladyum ise 1.533 $ ile % 0,81 artıda seyrediyor. Altındaki baskının temel nedeni ise açık. Petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması, savaş riskinden çok enflasyon riskini öne çıkarmaya devam etmesi. Bu da Fed’in faiz indirimine gitmesini zorlaştıran bir tablo yaratıyor. Yani piyasa bugün jeopolitik gerilimi “altın alınmalı” diye değil, “enflasyon yeniden yükselirse faizler yüksek kalır” diye okuyor. Altını zorlayan da tam olarak bu. Doların güçlenmesi de bu baskıyı artırıyor. Çünkü güçlü dolar, altını diğer para birimlerini taşıyan yatırımcılar açısından daha pahalı hale getiriyor. Böylece savaşın oluşturduğu güvenli liman ihtiyacı, faiz ve dolar baskısının gerisinde kalıyor.
Gümüşteki daha sert geri çekilme de bu baskının biraz daha belirgin hissedildiğini gösteriyor. Ancak platin ve paladyum tarafındaki pozitif seyir, piyasanın tüm kıymetlileri tek yönlü fiyatlamadığını, bazı metallerde arz ve sanayi talebine bağlı daha dirençli bir görünümün korunduğunu ortaya koyuyor. Yine de büyük resimde altının hikâyesi tamamen bozulmuş değil. Son dönemde merkez bankalarının artan altın alımları, bazı ülkelerin rezervlerini kendi topraklarına çekmesi ve rezerv güvenliği tartışmalarının büyümesi, altının uzun vadede hâlâ güçlü bir stratejik zemin taşıdığını gösteriyor. Kısa vadede baskı var, ama uzun vadede yapısal ilgi devam ediyor.
Peki piyasa jeopolitik riske değil de, o riskin yaratacağı enflasyon şokuna odaklanmaya daha ne kadar devam edecek?